İşte Ahmet Tageitren'in bugünkü (22.02.2012) yorumu:
İyi akşamlar değerli dinleyiciler,
Hrant Dink davası ile ilgili Devlet Denetleme Kurulu raporu açıklandı.
AHMET TAŞGETİREN'İN YORUMUNU DİNLEMEK VEYA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN...
Rapor iki şeyi net olarak ortaya koyuyor:
Bir: Hrant Dink, tehdid edildiği bilindiği halde yeterince korunmadı. Ne yazık ki bu, ülke adına utandırıcı kanaat, AİHM'in kararına da girdi.
İki: Soruşturma sağlıklı yürümedi, o yüzden de, olayda dahli bulunanların tamamı yargı önüne çıkmadı, daha ötesi kimi kamu görevlileri korunmuş oldu.
Şimdi dava Yargıtay'da ve muhtemelen bu rapora göre yeniden, yeni sanıklarla başlayacak.
Aslında, DDK raporuna giren hususlar, cinayetin işlendiği ve yargılamanın başladığı zamandan bu yana biliniyordu.
Bir manada rapor, kamuoyundaki iddiaları devlet raporu haline getirmiş oluyor.
Ne yazık ki bu işte, devlet adına bir çarpıklık olduğu gün gibi ortada.
Üstelik rapor, Dink cinayetinin, Rahip Santoro, Zirve Yayınevi cinayetleri ile alakalı bir sürecin parçası olduğu görüşünü de dile getiriyor.
Bir soru şu: Neden böyle oldu? Dink neden korunmadı, neden yargılama sağlıklı yapılmadı ve devlete büyük bir vebal yüklendi?
İkinci soru da şöyle: Devlet Denetleme Kurulu el attığında ortaya çıkacak çarpık gelişmelere konu olan başka dava yok mu?
Birinci sorunun cevabını, Ergenekon davaları ile, devlet içinde çöreklenmiş yapıların varlığı ile şok edici biçimde alıyoruz.
İkinci soruya ise hiç kimsenin “Evet yok” cevabı verebileceğini sanmıyorum.
Daha kısa süre önce yine sayın Cumhurbaşkanı, yine Devlet Denetleme Kurulu'nu harekete geçirerek, Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümü ile ilgili dosyayı açtı, ve ortaya, resmi raporlardan çok farklı gerçekler çıktı.
Şimdi gelin de, Rıdvan Özden dosyasını kapatın bakalım.
Eşi Tomris Özden bağrına taş bastı, talep etti ve Albay Rıdvan Özden'in mezarı açıldı, iskelete bakıldı, “Alnından vurularak şehit oldu” denip dosyası kapatılan Albay Özden'in alnında kurşun izi görülmedi. Aksine ensesinde avuç içi kadar bir boşluğa rastlandı.
Hadi soralım:
Şimdi Rıdvan Özden için de mi bir DDK raporu gerekiyor? N'oldu Albay Özden'e? Kim vurdu, neden öyle rapor verildi, o rapor üst kademeler tarafından nasıl onaylandı? Bunu ortaya çıkarmak DDK'ya mı düşüyor?
Ya Eşref Bitlis için?
Ya Cem Ersever için? Hiram Abas için? Öldürülen aydınlar için?
Ya Maraş için, Sivas, Çorum için, Başbağlar için?
Say sayabildiğin kadar.
PKK'nın örgüt içi infazları apayrı bir dosya...
Yargıda sorun yaşanmış, güvenlik birimlerinde yaşanmış, askeri cenahta yaşanmış...
Türkiye'nin on yılları böyle bir kör döğüş içinde akmış gitmiş.
Güncel duruma gelince iş daha da çapraşıklaşıyor.
Biz, Hrant Dink'le ilgili DDK raporunu, MİT – Yargı – Emniyet – Siyaset eksenindeki bir tartışma sürecinde okuyoruz.
Yani belli ki, sancı henüz bitmemiş.
Henüz devlet birimleri içinde ahenk temin edilememiş.
Ak Parti'nin, 10 yıldır iktidarda, devleti millet iradesi eksenine oturtmak için çaba sarfettiğini söylemek bir hakşinaslık gereğidir.
Ama 10 yılda bile bitirilemeyen işlerin varlığı da bir gerçek.
Bazı işler bitirilirken, yeni karambollerin oluştuğu da bir gerçek.
Demek ki kolay değil.
Ülke olarak bölgenizde, dünyada büyük rollere soyunuyorsunuz.
Sadece sizin soyunmanız kafi değil, dünya sizin böyle bir role layık olduğunuzu düşünüyor.
Ama siz içerde, kurumların birbirini kemiren çarklar gibi çalıştığına tanık oluyorsunuz.
DDK raporu hem Başbakanlığa gönderildi hem başsavcılığa...
Dileyelim bu rapor, hem DİNK davasında, hem de, yargı - emniyet- MİT – siyaset ilişkisinde devlet adına daha sağlıklı bir sürecin başlamasına imkan versin.
Büyük misyonlar, ancak insicamlı bir devlet yapısı ile hayata geçirilebilir. Türkiye hızlanan tarih içinde onun sınavını veriyor. Dileyelim bu sınav başarılı olsun.
Yeniden iyi akşamlar diliyorum, sağlıcakla kalın efendim. Ahmet Taşgetiren - Burç FM
gununyorumu@burcfm.com.tr
Eklenme Tarihi: 22 Şubat 2012, Çarşamba - Saat: 21:00